“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

HAFTANIN KİTABI: FELATUN BEY İLE RAKIM EFENDİ

Sanatatak "Haftanın Kitabı" serisinde bu hafta Ahmet Mithat Efendi'nin Felatun Bey ile Rakım Efendi kitabı var. Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey ile Rakım Efendi adlı İstanbul romanı, Prof. Dr. Mehmet Kanar tarafından yayıma hazırlanan yeni baskısıyla Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı. Batılılaşmayı yüzeysel olarak yorumlamış Batı hayranı bir mirasyedi olan Felatun Bey ile hem Doğu hem Batı kültürünü özümsemiş, kendini yetiştirmiş, çalışkan ve tutumlu Rakım Efendi üzerinden Osmanlı’da değişen insan tiplerini yer yer mizahi bir yaklaşımla ele alan roman, aynı zamanda modernleşmeye dair doğruları ve yanlışları da ortaya koyuyor. Ayrıntı Yayınları’nın bugüne kadar Sabahattin Ali, Halid Ziya Uşaklıgil, Namık Kemal, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Mehmet Rauf,Ahmet Rasim, Cemil Süleyman, Selahattin Enis ve Samipaşazade’nin eserlerini yayımladığı Türkçe Klasik dizisi, Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey ile Rakım Efendi adlı romanıyla devam ediyor. Doğu dilleri ve Türkoloji üzerine çok önemli çalışmaları bulunan Prof.Dr. Mehmet Kanar’ın, eserin 1875 yılında İstanbul’da basılan nüshasını esas alarak yayıma hazırladığı çalışmada, Farsça tamlamaların ve anlaşılması güç kelimelerin gü­nümüzdeki karşılıkları köşeli parantez içinde italik olarak verilirken açıklanması gereken yerler de dipnotlarda belirtiliyor. Felatun Bey ile Rakım Efendi bir İstanbul romanıdır. Felatun Bey’in kişiliğinde Batı hayranı bir mirasyedi canlandırılmıştır. Rakım Efendi, kendini yetiştirmesini bilen, hem Doğu hem Batı kültürünü özümsemiş, kendi el emeği ile geçinen, ailesine bağlı bir kahraman tipidir. Romanda bu iki tip karşılaştırılırken mekân olarak İstanbul’un Beyoğlu, Salıpazarı ve Kâğıthane semtleri seçilmiştir. Romanda konunun geçtiği dönemde esirlik düzeni varlığını sürdürmektedir.

Ayrıca okuyun