Shakespeare’in ardından İngiliz edebiyatının üzerinde en çok konuşulmuş, tartışma yürütülmüş isimlerinden biri John Milton. Milton'ın eksiksiz olarak ilk kez İthaki Yayınları’ndan çıkan kitabı “Yitirilen Cennet” bu haftaki okuma önerimiz...
Yitirilen Cennet, Tanrı’ya isyan ederek onunla savaşa tutuşan, sonradan Şeytan adını alacak başmelek Lucifer ve onun isyanına katılmış olan meleklerin atıldığı Cehennem çukurunda başlar. Şeytan, Yitirilen Cennet’in en renkli, en cazip karakteridir; genel olarak eserde okurlara en fazla zevk veren bölümler, Şeytan’a dair anlatıların geçtiği bölümlerdir. John Milton’ın destanında Şeytan kahramanlığın sınırlarında gezinir. Şeytan’ın Tanrı’ya pervasızca kafa tutuşu, boyun eğmezliği, okurda hayranlık uyandıran niteliktedir….
William Empson gibi bazı çağdaş yazarlar daha ileri giderek, Milton’ın eserini Hristiyanlığa kendi içinden yapılmış bir saldırı ve şairin kendi iç çelişkilerini, hatta Hristiyanlığın içsel çelişkilerini ortaya koyan bir metin olarak değerlendirirler.
Milton’ın yalnızca teolojinin sorunlarıyla değil, klasik Yunan ve Roma, Ortaçağ ve kendi döneminin edebiyat diliyle boğuştuğu, ayrıca doğal olarak Galileo’nun kuramını da hesaba katmaktan geri duramadığı büyük mücadelenin ardından, eserin sonundaki unutulmaz dizelerde Âdem ile Havva’nın “el ele, kararsız ve yavaş adımlarla”, Cennet’i terk etmek üzere tenha bir yolda yürüdüklerine tanık oluruz: “Önlerindeydi tekmil âlem.”