Refik Anadol, CI ve İBB işbirliğiyle düzenlenen Istanbul The Lights Festivali'nden neden çekildiğini ilk kez Sanatatak'a açıkladı. Sanatçı, daha önce yapmış olduğu kamu beyanında belirttiği noktaları açıklığa kavuşturdu:
"İstanbulluların geceleri dışarı çıkamadığı ve sosyal mesafeyi korumanın her zamankiden daha elzem olduğu günlerde yalnızca karanlıkta deneyimlenebilen bir ışık festivali düzenlemeyi maddi ve manevi kaynakları zamansız, yersiz kullanmak bağlamında etik bulmuyorum."Altını çizmek isterim ki festivalden çekildiğimi paylaştığım duyurudaki bazı anahtar kelimeleri açarken, etkinlik sorumlusu kurum ve kuruluşları yargılamak yerine İstanbul’da dünya standartlarında bir kamusal sanat pratiği oluşturmaya dair beklentilerimi, yapıcı önerilerimi paylaşmayı amaçlıyorum.
"Bizi insanın ve insanlığın hedeflerini düşünmeye itecek anlatılara çok ihtiyacımız var"
İçinde bulunduğumuz dönemde sanatın birleştirici gücüne ya da genel olarak bizi insanın ve insanlığın hedeflerini düşünmeye itecek anlatılara çok ihtiyacımız var. Fakat ne yazık ki bu ay Seul’de düzenlenmesi planlanan ve genel direktörlüğünü üstlendiğim benzer bir ışık festivali, Milano, Dubai, Los Angeles’ta üzerinde çalıştığım pek çok kamusal sanat eserinin gösterimi pandemi koşulları sebebiyle iptal edildi. İstanbul’daki ışık festivali de gece deneyimlenebilecek bir etkinlik. Oysa yeni alınan pandemi tedbirleri gereği İstanbulluların gece dışarı çıkamadığı bir dönemde bu çalışmanın hakkaniyetle izleyiciye ulaşamayacağı açık. Hal böyleyken İstanbulluların geceleri dışarı çıkamadığı ve sosyal mesafeyi korumanın her zamankiden daha elzem olduğu günlerde yalnızca karanlıkta deneyimlenebilen bir ışık festivali düzenlemeyi maddi ve manevi kaynakları zamansız, yersiz kullanmak bağlamında etik bulmuyorum. Öte yandan festivalin almış olduğu küratöryel kararları medya sanatları alanının öncülerinden biri olarak başlattığım sanat pratiğimle ters düşmesi dolayısıyla sorguladım. Medya sanatları özellikle de yapay zeka ve veri odaklı eserler aylar ve bazen yıllar süren disiplinlerarası araştırma, kurgulama, izin alma, veri toplama, analiz ve üretim süreçleri sonucunda ortaya çıkıyor. Örneğin 2011’de Alper Derinboğaz ile yaptığımız, günlerce İstiklal Caddesi’nin seslerini kaydedip Yapı Kredi Kültür Sanat’ın dış cephesine yansıttığımız veri heykeli “Augmented Structures”, 2017’de Google Sanatçılar ve Makine Zekası işbirliğiyle yaparak ve SALT arşivlerini kullanarak yaklaşık bir yıl içinde oluşturduğumuz “Arşiv Rüyası”, yine 2017’de ANAMED ile birlikte 25 yıldır sürdürülen Çatalhöyük araştırmalarının arkeolojik verilerini baz alarak kurguladığımız yapay zeka veri heykelleri… İstanbul verileriyle İstanbul için tasarladığımız bu eserler hem sonuçları hem de süreçleri bakımından dünyada yankı uyandıran medya sanatları işleri arasında yer aldı."Özellikle İstanbul gibi bir kentte her proje şu dönemde çok önemli ve değerli. Ancak böyle bir festivalde sanatçıların daha özenle ve özgünlükleri göz önüne alınarak seçilmeleri gerektiğini düşünüyorum."