“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Haftanın kitabı: Ahitler

The Handmaid's Tale'in 4. sezonunu merakla beklerken dizinin uyarlandığı Damızlık Kızın Öyküsü kitabının devamı niteliğindeki Ahitler nihayet Türkçeye çevrildi. Margaret Atwood’un 2019 Booker Ödülü’nü de alan romanı bu haftaki kitap tavsiyemiz... Margaret Atwood’un yeni romanı "Ahitler", Canan Sılay’ın çevirisiyle Türkçede. Ahitler, sonbaharda The Testaments adıyla dünya okuruyla buluşmuştu. Kitap yayımlanır yayımlanmaz büyük ilgi çekti ve  ilk Booker'ını 2000 yılında Kör Suikastçı ile alan yazara ikinci Booker Ödülü’nü kazandırdı. Margaret Atwood’un 1986 yılında yayımlanan ve İran devriminden esinlendiği romanı Damızlık Kızın Öyküsü, yayımlandığı dönemde ilgi çekmiş, yazarına Arthur C. Clarke Ödülü kazandırmış, ertesi yıl Booker’a aday gösterilmesini sağlamıştı. Kitap 1990 yılında ilk kez sinemaya uyarlandı. Yine de ünü zamanla yavaş yavaş arttı ve 2016 yılında Amerika’da televizyon dizisine dönüştürülmesiyle tüm dünyada en çok okunan ve bilinen kitaplar arasına girdi. Hatta Damızlık Kız'ın kendine özgü giysileri kadın mücadelesinin simgelerinden birine dönüştü. Kadınlar için baskıcı ve korkunç bir gelecek tahayyülü içeren Damızlık Kızın Öyküsü, içerdiği uyarı ile kadın hareketinin de önemli romanlarından biri oldu.

Özgürlük duvarların ardındadır!

Margaret Atwood Ahitler, ilk romanda anlatılan baskıcı Gilead rejimini “içeriden” yıkmaya çalışan Lydia Teyze’nin, rejimden kaçışın simgesi olan Nicole Bebek'in ve onun kız kardeşi Agnes’in mücadele günlüklerinden oluşuyor. Kadınlar, bu kez Duvar’a, işkenceye, ölüme rağmen özgürlüğe kaçışı örgütlüyorlar. Zekâ, kurnazlık ve cesaret ile. Totaliter Gilead rejimi yıkılırken, geriye tüm kadınlar için, gelecek için bir kurtuluş vasiyeti kalıyor: Özgürlük duvarların ardındadır!  

İLGİLİ HABERLER

http://www.sanatatak.com/view/damizlik-kizin-oykusu-trump-caginda-ne-anlama-tasir-margaret-atwood http://www.sanatatak.com/view/radikal-muhafazakarligin-karanlik-gelecegi-the-handmaids-tale

Ayrıca okuyun