“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Mimaride modernizmin manifestosu: Süsleme Suçtur

Adolf Loos, 1908 tarihli makalesi ve konferansı “Süsleme ve Suç”ta süslemenin yokluğunun sanatı beklenmedik zirvelere sürüklediğini anlatıyordu. Matt Gibberd ve Albert Hill’in yüzlerce modern evi fotoğraflayarak bir arada sundukları “Ornament is Crime: Modernist Architecture” (Süsleme Suçtur: Modernist Mimari) adlı kitap da manifestosunu ve adını Loos’tan alıyor.

Loos’un o dönem Art Nouveau’ya getirdiği eleştiriler ne kadar haklı bulundu tartışılır ancak 1900’lerin başında etkili olmaya başlayan modernizm akımı mimaride 21’inci yüzyılın başlarına kadar gelmeyi başardı. Phaidon yayınevi tarafından basılan kitapta Loos’un çalışmalarının yanında, Le Corbusier, Eileen Gray, Mies van der Rohe gibi isimlerin eserleri ve Snøhetta, Tadao Ando ve David Adjaye gibi çağdaşların işleri de yer alıyor.

Zamanla değişmeyen akım

Bütün fotoğrafların siyah beyaz çekildiği yayında evlerin yerleri ve inşa edildikleri zamanın kronolojisi ise dikkate alınmamış. Akademik değil, hatta içinde çok fazla yazı bile yer almıyor. Zaten “Ornament is Crime: Modernist Architecture”ın amacı da bu, modernizmin kuşaktan kuşağa değişmeden, evrilmeden aktarılabilen bir akım olduğunu ispat etmek… 

 

Ayrıca okuyun