İKSV Galaları’nın üçüncüsünde tüm dünyada aynı gün ve sadece bir seferliğine salonlarda gösterilen Nick Cave belgeseli One More Time With Feeling izleyiciyle buluştu.
Serginin bu yılki adı, sanki tüm etkinliğin de sloganı gibi olmuş: 'Gelin Bahçemizi Ekelim'. Büyük karmaşayı, büyük kavgaları boş verip bir araya gelmeyi, bize ait olan, 'bizden' olan bir bahçenin üstünde buluşup kendi işimize ve böylece geleceğe bakmayı öğütleyen bir çağrı.
"Sanat sadece anlam boşluğuna karşı bir baston olabilir. Üst kertede bir anlamsızlığa erişiyoruz örneğin, Ai Weiwei tüm estetik girişimler birer direniş girişimidir cümlesini ters çevirip “Tüm direniş girişimleri birer estetik girişimidir” dediğinde." Çeviri: Selman Akıl
Çınar Eslek'in son sergisinin adı "kontrolden çıkmış hayat" değil, sadece "hayat" olmalıymış diyor sanatatak yazarı Ahmet Ergenç ve nedenini bu yazıda açıklıyor.
Sinem Dişli'nin 10 Ekim-14 Kasım tarihleri arasında Empire Project'de gerçekleştirdiği Currents sergisi üzerine:
"Urfa’nın ‘taşında toprağında’ yaşamaya devam eden başka türlü bir uygarlığın ve dünya görüşünün izleri ay ışığının esrikliği altında sunuluyor. Bu esriklik de klasik doğu-batı, evrensel-yerel çatışması üzerinden giden bir sosyolojinin yerini, bir ayin halinin almasını sağlıyor."
“Bütün bu anlar zamanın içinde kaybolacak, yağmurda gözyaşları gibi” Latifa Echakhch’ın sergisinin ismi. Bu isim bir bilim kurgu filminin son sahnesinden alınmış, devamı ise: “Şimdi ölüm zamanı!” Bu sade ama sert sergi derin sularda gezinip şiirsel bir estetiğe bulaşarak Türkiye ve Ortadoğu’nun kaderini sorunsallaştırmış.
Cumhurbaşkanı'nın Almanya başkanıyla birlikte oturduğu süslü koltuklardan hareketle 1908 tarihli Adolf Loos'un Süsleme ve Suç başlıklı makalesinden bazı bölümleri değerli çevirmenimiz Özlem Akarsu'nun taze çevirisiyle yayınlıyoruz.
Madem 14. İstanbul Bienali Tuzlu Su dedi. Biz de yazarımız Osman Çakmakçı'dan Tuzlu Dizeler derlemesini istedik. Bienali gezerken ilham verici olabilir.