Ayşegül Sönmez'in 19 Haziran 2005 tarihinde Nuri İyem'in vefatının ardından yazdığı yazısını bugün Evin Sanat Galerisi'nde açılacak Nuri İyem 100 yaşında sergisi nedeniyle yayınlıyoruz.
Hale Tenger, “Nerden Geldik Buraya” sergisi dâhilinde Salt Galata’da oluşturduğu evde ‘kalıcı’ geçmişin, anıların kapısını aralıyor. ‘80’li yılların ağırlığını tam da Cizre’de ölülerin buzlara sarıldığı, ürkütücü bir milliyetçiliğin sesinin kornalar, ırkçı saldırılarla arttığı günlerde konuşuyoruz.
Yazın sona ermesiyle yeni sinema sezonu başlıyor. Burak Kaplan, sonbaharın gelişini müjdeleyen, sinema salonlarını tıklım tıklım doldurması beklenen ve bir o kadar da Oscar yarışında adlarını sıkça duyacağımız filmleri derledi.
Temas Noktası üst başlığını taşıyacak bu yazılarda tür ayrımı olmayacak, takip ettiğim, okuduğum kitaplardan bende kalanları, bu kitapların çağrıştırdıklarını, harekete geçirdiği düşünceleri, gönderdiği diğer kitapları, o kitaplarla kurulan ilişkileri, yalın bir dille, soyutlamaktan çok somutlamaya çalışarak yazacağım.
1958’de boş bir galeri sergiledi. 1960’ta sahte bir gazete yayınladı. 1962’de varolmayan sanat eserlerinin sertifikalarını sattı. Bir yatırımcı değildi ama yerleştirme sanatının, kavramsal sanatın ve kurumsal eleştirinin bir habercisiydi. O mavinin yaratıcısı Yves Klein'ı Pepe Karmel'in Sanat ve Simya başlıklı Klein yazısıyla tanıyoruz.
‘Aslında sorun alan kontrolüyle ilgili sanırım. Çünkü çocukluktan bu yana, hatta çocukluğum süresince sınırlarımı kaybettim. Hiç bir zaman bir alan kontrolüm olmadı. […] Romanyalı bir Yahudi, Ortodoks bir ülkede Protestan, aslında gerçekten öldüğü bilinmeyen, babası olmayan biriydim. Size yemin ederim, duvara yapıştırdığım ilk şey, hislerden ibaretti.’ Daniel Spoerri
Yazar Oktay Akbal'ın ölümünün ardından Ali Şimşek yazdı: "Önce Ekmekler Bozuldu… Bu kadar güzel mi anlatılır…. Karne, yokluk ve de umut. Ekmek… Tam da kalbinden yakalamıştı savaşı… Hep aynı ekmeği düşleyenler öldürüyordu birbirlerini."
Kafka 1915 Ekim’inde yayınevine yazdığı mektupta, ilk baskının kapak resmi hakkındaki sıkıntılarını şu cümlelerle anlatır: "Kapakta böcek olmasın. Uzaktan bile görülmesin.”