Ünlü fotoğrafçı Henri Cartier-Bresson ile 1958 yılında yapılan ve geçtiğimiz günlerde gün yüzüne çıkan söyleşiyi Hale Eryılmaz'ın çevirisi ile yayınlıyoruz.
Son zamanlarda üretilen sanat işleri arasında bu ‘gerçeği gösterme / dokümantasyon’ eğiliminin dışında duran, mevzuyu daha kavramsal ve açık-uçlu bir yere taşıyan işlere bir örnekten bahsedeceğim. Ahmet Doğu İpek, Erinç Seymen veKerem Ozan Bayraktar’ın Kasa Galeri’de gerçekleştirdikleri müdahale-sergisi, ‘Vivo.’
Mitlerin izini sürerek Mardin’de Bienal izlemenin keyfi başka. Şamanları, şahmeran efsanesi, sayısız söylencesi, tarihî yapıları, efsunlu hâliyle Mezopotamya’nın bu en eski şehirlerinden birinde düzenlenen Bienalde, şehrin kendisi başlı başına bir yapıt. İşler şehri yakalamaya çalışıyor adeta!
Venedik Bienali’nin kalbinde sanki Ashes oturuyor. O bir Robert Mapplethorpe portresi gibi. Her geçen gün sular altına gömülen Venedik’te bienalin tam ortasında büyük bir fabrikayı andıran dev serginin en duyarlı hikayesinin kahramanı o.
Bugün şair ve edebiyatçılar ressamların çoğunu tanımıyor bile. Bildikleri 1980 ve öncesindeki büyük zenginliğin kendisi o kadar. Bu durum üzerinde düşünülmeyi hakediyor.
Pera Müzesi ünlü heykeltıraş ve ressam Alberto Giacometti’nin retrospektif bir yaklaşımla hazırlanmış Türkiye'deki ilk kapsamlı sergisini sunuyor. Bu vesileyle, 2001 yılında kaybettiğimiz sanat eleştirmeni David Sylvester’in, Alberto Giacometti ile orantılama konusundaki mücadelesi ve göz yapmanın zorlukları hakkındaki söyleşisini sunuyoruz.
"Müzeyyen o kadar ailemizden ki; başka bir akşam annem sofrayı hazırlarken onun dik, köşeli, bazen isyankar ama sımsıcak ve bizden, geçmişimizden, evimizin içinden olan sesini duyuyorum akşam haberleri öncesinde tek kanallı televizyonda."
28 Ocak 2015 tarihinde Ankara’da ATO Congressium Salonu’nda İranlı meşhur şarkıcı (ve her nedense “İran’ın Bob Dylan’ı” diye lanse edilen) Muhsin Namcu (Mohseen Namjoo) bir konser verdi.