Modern mimarinin ardından ortaya çıkan brütal mimari 1950 ve 1970’ler arasında en popüler dönemini yaşadı ve yavaş yavaş unutuldu. Akımda çeşitli mimari unsurlar tekrarlanarak kullanılıyor, taşıyıcı olmayan dekoratif unsurların yer almıyor ve cephelerde bolca brüt betona rastlanıyordu. Pop-art akımıyla eş zamanlı olarak ortaya çıkan brütalizmin örnekleri İsviçre, İngiltere, Fransa, Doğu Avrupa ve Amerika’daki bazı devlet binaları ve üniversitelerle inşa edildi. Marcel Breuer, Erno Goldfinger, James Kalisz, Bertrand Goldberg ve Fernand Boukobza gibi isimlerin öncülüğünü yaptığı mimari harekete ait eserlerin korunması için son yıllarda bir kurtarma operasyonu yapılıyor.
Şimdiden iki örneğini kaybeden (1972 yapımı Robin Hood Gardens ve yine 1972 tarihli Pragati Maidan) hareketin eserlerini korumak için 2015’te yürütülen #SOSBrutalism adlı bir sosyal medya kampanyası sayesinde dünyadan 1000’e yakın brütalist mimari örneği taranmıştı. SOS Brutalism: A Global Survey adlı Park Books’tan çıkan kitap brütalizme yeniden dikkat çekerek akımın ayakta kalan örneklerinin korunmasını amaçlıyor. Kitabın basımına paralel olarak Frankfurt’taki Deutschen Architekturmuseum’da (DAM) “BRUTALISM – Save the Concrete Monsters!” adlı bir sergi gerçekleşiyor. Sergi ve kitapta 2015’teki kampanya sayesinde dökümü yapılan brütalist yapılardan bir seçkiye yer veriliyor.
DAM’deki serginin küratörü Oliver Elser brütalizmin alttan gelen, modernizm karşıtı bir akım olduğunu, özgürlük ile kültürel ve ekonomik ilerlemeyi temsil ettiğini söylüyor.
700 sayfalık SOS Brutalism: A Global Survey‘den, ilk bakışta beton canavarları andıran bu yapıların çarpıcı örneklerini sizin için seçtik.